HAVAS İLMİ GERÇEK DEĞİL: BİR ALDATMACANIN İÇ YÜZÜ

Son zamanlarda “havas ilmi” diye bir şeyin adı çok dolaşıyor. Sosyal medyada güya havas ile işlem yapan şarlatanların reklamları çok sık görülmeye başlandı. Yok efendim duâlarla cin yönlendirme, harflerle kader değiştirme, sembollerle insanların aklını okuma… Kusura bakmayın ama artık birilerinin bu saçmalığa dur demesi gerekiyor. Bu işin kaynağı Ahmed İbn Ali El Bûnî isimli bir adam. Adı güya İslâm âlimleri arasında geçiyor ama aslında gizli bir Yahûdî olduğu hakikati var. İlk havas kitabını yazan kişi olarak biliniyor ve bugün piyasada elden ele dolaşan havas kitaplarının neredeyse tamamı onun çizdiği hurafe temeli üzerine kurulu. Ne İslâm var bu işte, ne bilim var, ne de vicdan.

İnsanların zayıf anlarını fırsata çevirmek havasçıların birinci mesleği haline gelmiş. “Muskayla eşin geri döner”, “şu duâ ile iş bulursun”, “şu harflerle cin gönderirim”… Böyle rezil yöntemlerle insanların parasını sömürüyorlar. Hiçbiri işe yaramıyor ama biri işe yaramış gibi gösterilip binlerce kişiden para toplanıyor. Bu nedir? DOLANDIRICILIK. Adı ister havas olsun, ister başka bir şey; bu işin sonu cehalet, fakirlik ve ruhsal çöküştür.

Üstelik bu iş sadece sahtekârlıkla da sınırlı değil. Yüce dînimiz İslâm’a da aykırı. Kur’ân’ı Kerîm açıkça “Gaybı Allâh’tan başkası bilmez” diyor. Ama bunlar ne yapıyor? Gaybı bildiklerini iddia ediyorlar. Bu doğrudan şirktir. “Allâh’ın bildiklerini ben de bilirim” diye kendilerini Allâh ile eşdeğer tutuyorlar. Allâh’ın yetkisini kendilerinde gösteriyorlar. Kardeşim, sen kim oluyorsun da insanların kaderiyle oynadığını iddia ediyorsun? Üç Arapça harf yazmakla hayat mı değişiyor sanıyorsun? Bu işlere yönelmek îmânla oynar, akılla alay eder.

Havas ilmi denen şeyin hiçbir geçerliliği yok. Sahte umutlar satıyorlar o kadar. Bu yazıyı okuyorsan, lütfen aklını kullan. Havas ilmi peşinde koşmak seni çözüm bulmaya değil, daha büyük karanlığa iter. Havasla uğraşmak seni Allâh’a yaklaştırmaz, uzaklaştırır. Şunu unutma; hakikat sihirli sembollerde değil, Kur’ân’ı Kerîm’de, ilimde ve akılda aranır.

Eğer birileri sana havasla çözüm sunuyorsa, bil ki ya paranı almak istiyordur ya da seni kandırarak kendi egosunu tatmin ediyordur. Ne bu dünyada faydasını görürsün ne de âhirette hesabını verebilirsin. Bu işten elini eteğini çek! Bir duâ edecek misin? Et ama Allâh’a. Cinlere harflere, muskalara, sembollere değil.

BORSADA KISA VADELİ DÜŞÜNMEK NEDEN RİSKLİ?

Borsa deyince akla genellikle hızlı kazançlar geliyor, değil mi? Birçok kişi “Bugün al, yarın sat” diye plan yapıyor ama borsa aslında böyle ani kararlarla değil, sabır ve strateji ile kazanılan bir ortam. Sana bugün neden borsayı uzun vadeli düşünmen gerektiğini, kısa vadeli bakış açısının risklerini ve doğru yatırımın nasıl olacağını anlatacağım. Bu sayede hem kafandaki soru işaretleri azalacak hem de borsaya farklı bir gözle bakmaya başlayacaksın.

Öncelikle şunu söylemek lazım: Borsa iniş çıkışlarıyla meşhur. Hani bazen bir gün hisse fiyatı yükseliyor, ertesi gün düşüyor ya, işte bu dalgalanmalar kısa vadede oldukça sık oluyor. Eğer sadece birkaç gün veya hafta içinde kâr etmeyi hedeflersen, bu dalgalanmalardan mutlaka olumsuz etkilenirsin. Bu da stres, yanlış kararlar ve sonunda kayıpla sonuçlanabilir. Kısa vadeli düşünmek, genelde hızlı para kazanma hevesinden kaynaklansa da, piyasaların aslında ne kadar öngörülemez olduğunu gözardı etmek anlamına gelir.

Uzun vadede ise borsa çok daha farklı bir şekilde çalışır. Sabırlı yatırımcılar, şirketlerin gerçek değer kazanımından faydalanır. Zamanla şirketler büyür, kazançları artar ve bu da hisse fiyatlarını olumlu etkiler. Ayrıca uzun vadede piyasalardaki geçici dalgalanmalar bir nevi toz gibi olur; yani etkileri azalır ve yatırımın gerçek kazancı ortaya çıkar. Tarihi istatistiklere baktığında, borsanın yıllık ortalama kazancının genellikle enflasyonun çok üzerinde olduğunu görürsün. Bu da uzun vadede yatırımın, paranı koruman ve artırmanın en güvenli yolu olduğunu gösterir.

Tabi ki burada önemli olan doğru şirketleri seçmek ve çeşitlendirmeyi ihmal etmemek. Uzun vadeli yatırım dediğimizde sadece beklemek değil, piyasa haberlerini takip etmek, şirketlerin finans durumlarını kontrol etmek ve portföyünü dengede tutmak da işin içinde. Ama asıl sihir, sabırda saklı. Çünkü borsa sabır isteyen bir dosttur; aceleci olursan hayal kırıklığına uğratır. Borsa, kısa vadeli yatırımcının cebinden alıp, uzun vadeli yatırımcının kesesine koyan yatırım aracıdır. Bunu hiç unutmayın.

Borsada kısa vadeli kazanç peşinde koşanların sıklıkla düştüğü tuzaklardan biri, panik satışı yapmak oluyor. Fiyatlar düştüğünde “Hadi satayım, zarar etmeyeyim” diye düşünürken aslında uzun vadeli kazançlarını da riske atıyorlar. Unutma, her inişin bir çıkışı vardır ve piyasalar er ya da geç toparlanır. Kısa vadede dalgalanmalara odaklanmak yerine, uzun vadeli hedeflere konsantre olmak yatırımda daha başarılı sonuçlar verir.

Yatırım yaparken özellikle borsada uzun vadeli düşünmek gerektiğini bilmek çok önemli. “Uzun vadeli borsa yatırımı”, “borsada sabırlı yatırım” ya da “kısa vadede borsa riski” gibi kavramları anlamak, hem zararları azaltmana hem de daha doğru kararlar vermene yardımcı olur. Doğru bilgilerle hareket etmek, yatırımda başarının temel taşlarından biridir.

Son olarak şunu ekleyeyim, borsa sadece para kazanma aracı değil, finansal geleceğini sağlamlaştırma yoludur. Uzun vadeli yatırımcılar, piyasalardaki geçici hareketlerden etkilenmez, hedeflerine odaklanır. Bu da finansal özgürlük yolunda sağlam bir adım demektir. Hadi borsaya bu açıdan bak, sabret, öğren ve zamanla kazandığını görmek için heyecan yükle.

Eğer bu yazım sana borsayı daha farklı ve gerçekçi görmeni sağladıysa ne mutlu bana! Unutma, yatırımda acelecilik yok, bilgi ve sabır var. Her zaman sakin kal, araştır ve uzun vadeli düşün.

CİLT RENGİNE GÖRE PARFÜM SEÇMENİN BİLİNMEYEN SIRRI

Parfüm bir imzadır. Girilen ortamda iz bırakmak isteyen herkes, önce kokusuyla hatırlanır. Ancak çoğu kimse parfümü sadece güzel koktuğu için seçer. Oysa herkesin teni farklıdır ve her ten parfümle farklı tepki verir.

Neden Aynı Parfüm Başkasında Daha Güzel Kokar?

Bazen bir arkadaşımızda muhteşem kokan bir parfümü alırız ama kendi tenimizde o kadar da etkileyici durmaz. Bunun sebebi cilt tipimiz ve hatta cilt rengimizdir. Çünkü parfüm; tende, vücut sıcaklığında ve cilt alt tonunda farklı tepkiler verir. Bu, kimyasal ve biyolojik bir durumdur. Yani parfüm kokusu kişiye özeldir.

Cilt Rengi Parfüm Seçimini Nasıl Etkiler?

Açık Tenliler: Ciltleri hassastır. Bu nedenle parfümdeki notalar daha hızlı buharlaşır. Çiçeksi ve hafif kokular açık tenlilerde daha kalıcı ve uyumlu olur. Yasemin, gül, lavanta gibi kokular tercih edilebilir.

Buğday Tenliler: En şanslı gruptur. Hem çiçeksi hem de oryantal kokuları taşıyabilir. Amber, vanilya, beyaz çay gibi sıcak notalar buğday tenlilerde oldukça etkileyici durur.

Esmer Tenliler: Cilt pigmenti daha yoğundur. Bu da kokunun daha derin bir karakter kazanmasına sebep olur. Baharatlı, miskli, odunsu kokular esmer tenlilerde baş döndürücü etki yapar.

Alt Ton Ne Demek?

Cilt rengi dışında, bir de “alt ton” dediğimiz görünmeyen bir renk vardır. Bunu bilekten geçen damarların rengine bakarak anlayabiliriz.

Damarların mavi ise soğuk alt ton,

Damarların yeşil ise sıcak alt ton,

İkisi arasındaysa nötr alt tondadır.

Parfüm seçiminde alt tonlar da etkili. Soğuk alt tonlular okyanus limon gibi ferah kokuları, sıcak alt tonlular tarçın ve amber gibi sıcak ve yoğun kokuları daha iyi taşır.

Neden Bu Bilgileri Kimse Vermiyor?

Çünkü parfüm pazarlaması sadece duygulara hitap eder. “Çekici ol, etkileyici ol, baştan çıkar.” gibi yanıltıcı cümleler kullanarak reklam yapar. Parfüm markaları cilt yapısı ve ten rengi gibi detaylara değinmez. Oysa bu bilgiler sayesinde aldığınız parfüm hem daha kalıcı olur, hem daha sana özel kokar.

Parfümü Teninize Göre Seçerseniz Ne Olur?

Kokun sana özel hale gelir. Kalıcılık artar, gün boyu tazelemeye gerek kalmaz. Ortama girdiğinde fark edilirsin ama rahatsız etmezsin. Aynı parfümü kullanan başka biriyle “aynı” kokmazsın.

Parfümü Doğru Kullanmanın Püf Noktaları

  • Parfümü bilek içine, kulak arkasına, dirsek içine sık. Bu bölgeler sıcaktır, kokuyu yayar.
  • Sıkmadan önce cildini hafif nemlendir. Krem üstüne parfüm daha kalıcı olur.
  • Parfümü ovalama! Ovalamak parfümün nota yapısını bozar.
  • Kıyafete değil, doğrudan tene sık. Özellikle cilt tipiyle uyumluysa ten üstünde daha etkili olur.

Herkesin parfümü kendine özeldir. Ama bunu sadece parfüm markası değil, cilt tipi ve ten rengi belirler. Bu küçük sır, seni sıradanlıktan çıkarır ve seni kokunla hatırlanan biri yapar. Artık sadece güzel kokmak değil, doğru kokmak zamanı.

ŞEKERSİZ HAYAT: VÜCUDUNUZ VE ZİHNİNİZ İÇİN BİR DEVRİM

Merhaba Değerli Okuyucularım,

Bugün sizinle bir konu hakkında sohbet etmek istiyorum: Şeker. Hani şu sabah çayınıza veya kahvenize attığınız toz veya küp şeker, pastaların, keklerin bisküvilerin vs. yıldızı, stresli bir günün sonunda elimizin gittiği çikolatalar… O anlık mutluluk veren ama uzun vadede bize pek de dostça davranmayan tatlı düşman. Belki de birçoğunuz, “şekersiz hayat mı olurmuş?” diye düşünüyordur şu an. Ama bu yazıyı okuduktan sonra belki de fikriniz değişir, ne dersiniz?

Hepimiz şekerle bir şekilde büyüdük. Çocukluğumuzun en güzel anları genellikle tatlılarla iç içeydi değil mi? Bayram şekerleri, dondurmalar, ninelerimizin yaptığı şerbetli tatlılar… Bu tatlı ilişki, yetişkinlikte farkında olmadan bir bağımlılığa dönüşüyor. Hani şu, “bir dilim pastadan ne olacak?” dediğimiz anlar var ya, işte o anlar aslında bir zincirin halkası oluyor. Peki ya bu zinciri kırabilsek? Hayatımızdan şekeri tamamen çıkarsak, sizce neler değişirdi? “Şekersiz bir hayat” sadece yeni bir diyet trendi değil, kendi bedeninize ve zihninize yapacağınız en değerli yatırımlardan biri.

Bağımlılık: Neden Bu Kadar Zor Vazgeçiyoruz?

Şekerin çekiciliği gerçekten inkar edilemez, kabul ediyoruz. Beynimizdeki ödül merkezlerini öyle bir harekete geçiriyor ki, anında bir mutluluk ve enerji patlaması yaşıyoruz. Özellikle yorgun olduğumuzda, canımız çok sıkkın olduğunda veya motivasyonumuz düştüğünde, elimiz hemen en yakın tatlıya uzanıveriyor. Bu adeta kısır bir döngü; bir anlık rahatlama için hızlı çözüm, zamanla daha fazlasını istememize ve maalesef sağlığımızı riske atmamıza sebep oluyor.

Bir de şu var ki, gıda endüstrisi de şekere ulaşmayı zorlaştırmıyor. Market raflarındaki neredeyse her ürünün içinde, farklı isimler altında gizlenmiş şeker bulabiliyoruz. Hazır soslardan kahvaltılık gevreklere, hatta sandviç ekmeğine kadar… Farkında bile olmadan sürekli şeker tüketiyoruz ve bu durum bağımlılığı daha da derinleştiriyor.

Şekerin Gizli Yüzü: Sağlığımıza Etkileri Hiç Sandığınız Gibi Değil!

Şekerin zararları denilince çoğumuzun aklına ilk olarak kilo almak geliyor, değil mi? Ama şeker çok daha sinsi ve geniş kapsamlı etkilere sahip. Gelin, şekerle ilgili bildiğimiz her şeyi bir kenara bırakıp, gerçek yüzüne bir bakalım:

  • Kan Şekeri Dalgalanmaları ve O Meşhur Enerji Çöküşleri: Şeker, kan şekerimizi roket hızıyla zirveye çıkarıp sonra da aniden yere çakıyor. İşte o meşhur öğleden sonra uyuşukluğu, aniden bastıran açlık krizleri, bir türlü odaklanamama halleri… Hepsinin arkasında bu şeker dalgalanmaları yatıyor. Bu durumu yaşayan çoktur aramızda.
  • İltihaplanma ve Kronik Hastalıkların Dostu: Vücudumuzdaki kronik iltihaplanmanın en büyük tetikleyicilerinden biri aşırı şeker tüketimi biliyor musunuz? Bu iltihaplanma da, maalesef kalp hastalıkları, tip 2 diyabet, bazı kanser türleri gibi birçok ciddi hastalığın oluşumunda rol oynuyor. Şeker adeta bir iltihaplanma ateşleyicisi gibi davranıyor.
  • Karaciğerimize Verdiği Yük: Özellikle fruktoz içeren şekerler, karaciğerimiz tarafından işleniyor. Aşırı fruktoz alımı, karaciğerde yağlanmaya ve insülin direncine yol açıyor. Yani karaciğerimiz, adeta bir şeker deposuna dönüşüyor ve bu da organımızın işlevini zorlaştırıyor.
  • Bağırsaklarımızdaki Sessiz Savaş: Bağırsaklarımız ikinci beynimiz gibi, öyle değil mi? Şeker buradaki iyi bakterilerin dengesini bozarak zararlı bakterilerin çoğalmasına sebep oluyor. Bu da sindirim sorunlarından tutun da, bağışıklık sistemimizin zayıflamasına kadar birçok probleme yol açıyor. Sağlıklı bir bağırsak florası için şekersiz bir yaşam şart!
  • Cildimizin Düşmanı: Kim istemez ışıl ışıl, genç görünen bir cilde sahip olmayı? Şeker maalesef cildimizin gençliğini sağlayan kolajen ve elastin liflerine zarar veriyor. Bu da erken yaşta kırışıklıklar, sarkmalar ve akne gibi o can sıkıcı cilt sorunları anlamına geliyor. Yani şeker, cildimize yapılan bir sabotaj gibi.

Şekersiz Hayata Geçiş: Korkmayın, Yalnız Değilsiniz!

Şimdi buraya kadar yazdıklarım biraz gözünüzü korkutmuş olabilir, anlıyorum. “Şekeri hayatımdan nasıl çıkaracağım ki?” diye düşünmek çok tabî. İlk başlarda zorlayıcı olabilir, evet. Tatlı krizleri, baş ağrıları, biraz enerji düşüşleri… Ama sakin olun, bu belirtiler geçici. Vücudumuzun şeker bağımlılığından kurtulma sürecinin bir parçası bu. Tıpkı bir detoks gibi düşünebilirsiniz. İşte size bu geçişi kolaylaştıracak, pratik ve samimi bir kaç tavsiye:

  • Etiketleri Okumak: Alışveriş yaparken etiketleri okumayı alışkanlık haline getirin. Şekerin sadece “şeker” olarak değil, glikoz, fruktoz şurubu, mısır şurubu, dekstroz, maltoz gibi farklı simler altında gizlendiğini unutmayın. Adeta bir dedektif gibi olun.
  • Gizli Şeker Avı: Bu madde de kendime de pay çıkarıyorum! Hazır soslar, hazır çorbalar, kahvaltılık gevrekler, meyveli yoğurtlar ve hattâ bazı ekmekler de bile tahmin etmediğimiz kadar şeker var. Mutfağınızdaki gizli şekerleri bulun ve onlardan kurtulun.
  • İşlenmiş Gıdalara Veda: Mümkün mertebe işlenmiş gıdalardan uzak durun. Unutmayın, ne kadar az işlenmişse, o kadar doğal ve sağlıklı demektir. Taze sebzeler, meyveler, tam tahıllar ve protein kaynaklarıyla beslenin.
  • Doğal Tatlandırıcıların Büyüsü: Tatlı ihtiyacınızı meyvelerle, tarçınla, vanilya ile veya kakao ile gidermeyi deneyin. Bazen bir avuç çilek veya bir elma dilimi bile ihtiyacınızı karşılayabilir.
  • Doyurucu Yiyecekler Tüketin: Bol protein ve lif içeren besinler, midenizi daha uzun süre tok tutar ve şeker isteğini azaltır. Yumurta, tavuk, balık, baklagiller ve bol sebze tüketin.
  • Su, Suyun Önemi: Bazen beynimiz susuzluğu, açlık veya şeker isteği gibi algılayabilir. Bu yüzden bol su içmek, gün içinde şeker krizlerini önlemenin basit ama etkili yollarından biri. Sık sık su içmeyi ihmal etmeyin.
  • Planlı Olun: Özellikle dışarıda yemek yerken veya sosyla etkinliklerde şekerli seçeneklerden uzak durmak için önceden bir plan yapın. Belki yanınızda sağlıklı atıştırmalıklar taşıyabilirsiniz. Kendinize küçük kaçamaklar için bile olsa bir alternatif oluşturun.

Şekersiz Bir Hayatın Faydaları: Neler Değişecek Hayatınızda?

Şekerden arınmış bir yaşam tarzı inanın bana, beklediğinizden çok daha fazla olumlu etkileri beraberinde getirecek. Hazır mısınız?

  • Daha Fazla Enerji ve Süper Odaklanma: Kan şekeriniz nihayet dengelendiğinde, o meşhur enerji düşüşleri ortadan kalkacak. Gün boyu daha dengeli bir enerjiniz olacak. Sabahları daha zinde uyanacak, öğleden sonraları beyninizdeki o sisin dağıldığını hissedeceksiniz. Odaklanma yeteneğiniz artacak, adeta zihninizdeki perdeler kalkacak!
  • Sağlıklı Kilo Yönetimi: Vücudunuzun şekerden aldığı boş kalori miktarı azalacak ve yağ depolama eğilimi düşecek. Bu da doğal ve sağlıklı bir şekilde kilo vermenize veya kilonuzu korumaya yardımcı olacak. Sanki vücudunuz kendini doğal ayarına geri döndürecek.
  • Işıl Işıl Parlayan Bir Cilt: İşte bu benim favorim! Cildinizdeki iltihaplanma azalacak, kolajen ve elastin lifleri yeniden canlanacak. Bu da size daha pürüzsüz, daha canlı ve genç görünen bir cilt kazandıracak. Cildinizdeki yenilenmeyi şekeri bıraktıktan 3 ay sonra net görebileceksiniz. Sivilce ve diğer cilt sorunlarınızda belirgin iyileşmeler göreceksiniz. Aynaya baktığınızda yüzünüzdeki o doğal ışıltıyı fark edeceksiniz.
  • Güçlü Bir Bağışıklık Sistemi: Bağırsak sağlığınız iyileştikçe, bağışıklık sisteminiz de güçlenecek. Hastalıklara karşı daha dirençli olacaksınız.
  • Daha İyi Bir Ruh Hali: Kan şekeri dalgalanmaları azaldığında, o ani ruh hali değişimleri, sinirlilik de azalacak. Kendinizi daha dengeli ve pozitif hissedeceksiniz. Hatta anksiyete ve depresyon belirtilerinde bile azalma göreceksiniz.
  • Uyku Kalitesi: Şeker tüketimi uykunuzu olumsuz etkiler. Şekeri bıraktığınızda daha derin ve dinlendirici bir uyku çekmeye başlayacaksınız. Sabahları dinlenmiş olarak uyanmak gibisi var mı?
  • Tat Duyusunda Şaşırtıcı Ddeğişim: En ilginç olanlardan biri de bu! Zamanla doğal gıdaların tatlarını çok daha yoğun ve lezzetli hissetmeye başlayacaksınız. Önceden tatsız gelen meyveler, sebzeler ve hatta tam tahıllar bile size tatlı gelmeye başlayacaktır. Damağınız adeta kalibre olacak.

Değişim Parmaklarınızın Ucunda, Hazır mısınız?

Sevgili Arkadaşlar, şekersiz bir hayat sadece bir diyet değil, bir yaşam tarzı devrimi. Bu yolculukta kendinize sabırlı ve nazik olun. Küçük adımlarla başlayın, her gün daha bilinçli seçimler yapın. Unutmayın bu bir mahrumiyet değil, bir özgürleşme. Şekerin bize takmaya çalıştığı o görünmez zincirlerden kurtulmak demek bu.

Bedeninize ve zihninize hak ettiği değeri verin. Daha enerjik, daha sağlıklı, daha mutlu ve ışıl ışıl parıldayan bir cilde sahip olmanın anahtarı, mutfağınızdaki o şekerleri terketmektedir. Ne dersiniz bu devrimi başlatmaya hazır mısınız?

Bu yazımı yazmadan 2 gün önce konu hakkında bilimsel makaleleri, hastanelerin konuyla ilgili araştırmalarını iyice araştırmıştım. Hepsini okuyarak beynimde özet oluşturdum ve kafamda oluşturduğum özeti, siz değerli okurlarımla paylaştım. Konuyu araştırmadan 2 hafta önce de şekeri tamamen terketmeye and ettim. Devam ediyorum. Umarım sizi de şekeri bırakmaya ikna edici bir yazı olmuştur. Yorumlarda benimle fikirlerinizi paylaşmanızı bekliyorum. Belki de sizin hikayeniz, başkalarına ilham verir.

E-KİTAP HAZIRLAYIP SATMAK: TÜRKİYE’DE BATIK BİR YATIRIM MI?

Merhaba Sevgili Okurum;

Bugün seninle Türkiye’de kitap okuma alışkanlıkları üzerine konuşacağız. Belki de aklında “E-kitap hazırlayıp satmak mantıklı bir iş mi?” sorusu dönüp duruyordur. Hani şu her köşede karşımıza çıkan “kitap okuma oranımız çok düşük” muhabbetleri var ya, işte tam da o yüzden bu konuya derinlemesine dalacağız. E-kitap dünyasının cazibesi bir yanda… Acaba bu ikisi bir araya gelince ortaya ne çıkıyor?

Türkiye’de Kitap Okuma Gerçeği: Sayılar Ne Anlatıyor?

Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’de kitap okuma oranları konusunda pek de iç açıcı bir tablo yok. Her anket, her araştırma benzer sonuçları ortaya koyuyor. Kitap okumak için ayrılan zaman oldukça kısıtlı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de kitap okumaya ayrılan süre, günde sadece 1 dakika! Bu rakam gelişmiş ülkelerin çok gerisinde. Avrupa’da bu süre ortalama 30 dakikanın üzerinde seyrederken, bazı ülkelerde saatlere çıkabiliyor. Düşünsene, günde sadece bir dakika… Bu durum, kâğıt kitaplar için olduğu kadar, hatta belki de daha fazla, e-kitaplar için de düşündürücü bir tablo çiziyor.

Peki neden bu kadar düşük? Bu sorunun cevabı çok katmanlı. Ekonomik durum, eğitim kalitesi, teknoloji bağımlılığı, okuma alışkanlığının çocukluktan itibaren kazandırılamaması… Liste uzayıp gidiyor. Akıllı telefonlar, sosyal medya, dizi ve film platformları hayatımızın merkezi haline geldi. Bu kadar fazla etken varken, uzun ve derinlemesine odaklanma gerektiren kitap okuma eylemi maalesef geri planda kalıyor.

Dijitalleşme her alanını dönüştürürken, kitap dünyası da bundan nasibini aldı. E-kitaplar, pratiklikleri, taşınabilirlikleri ve genellikle daha uygun fiyatlı olmalarıyla büyük bir potansiyel barındırıyor. Tek bir cihazla yüzlerce kitaba erişmek, seyahat ederken yanına kütüphaneni taşımak… Kulağa muhteşem geliyor, değil mi? Özellikle yurt dışında e-kitap pazarı hızla büyüyor, milyonlarca okuyucu kâğıttan üretilmiş kitap yerine e-kitap tercih ediyor. Amazon Kindle gibi platformlar, e-kitap okuyucuları için adeta bir cennet.

Ancak Türkiye’de durum biraz farklı. Evet, bir miktar e-kitap okuyucusu var ve sayıları yavaş da olsa artıyor. Özellikle genç ve teknolojiye yatkın nesil arasında e-kitap kullanımı daha yaygın. Ancak genel okur kitlesi düşünüldüğünde, kâğıttan üretilmiş kitabın yerini e-kitapların aldığını söylemek için henüz çok erken. Hatta bir çok kişi için e-kitap okumak, hâlâ gerçek bir kitap okuma deneyimi değil. Kâğıdın kokusu, sayfaların hışırtısı, altını çizme hissi… Bunlar kâğıt kitap tutkunları için vazgeçilmez detaylar.

Peki E-Kitap Hazırlayıp Satmak Neden Mantıksız Olabilir?

Şimdi gelelim asıl meseleye: Türkiye’de düşük kitap okuma oranı varken e-kitap hazırlayıp satmak mantıklı bir iş midir? Bana göre değil. Açıkçası bu durumda risklerin faydalardan çok daha ağır bastığını söylemek mümkün. İşte sana birkaç neden:

* Küçük Bir Pasta, Çok Sayıda Dilim:

Türkiye’deki toplam okur sayısı zaten kısıtlı. E-kitap okuyan kesim ise bu pastanın içindeki çok daha küçük bir dilim. Bu küçük dilimde, zaten var olan yayınevleri, platformlar ve bağımsız yazarlar da yer kapmaya çalışıyor. Rekabet yüksek, potansiyel alıcı (müşteri) sayısı ise oldukça düşük.

* Alışkanlıklar Kolay Değişmez: Türk insanının büyük kısmı, kitap denince hâlâ aklına kâğıt kitap geliyor. E-kitap okuyucularının yaygınlaşması ve bu alışkanlığın yerleşmesi zaman alacak. Özellikle yaşça büyük kesim, teknoloji ile olan mesafesi nedeniyle e-kitaplara pek sıcak bakmıyor.

* Dijital Okuryazarlık ve Teknoloji Erişimi: Herkesin akıllı telefonu veya tableti olsa da, e-kitap uygulamalarını kullanma, online alışveriş yapma ve dijital içerik tüketme alışkanlığı her kesimde aynı seviyede değil. Özellikle dar gelirli kesimler için e-kitap okuyucu veya tablet gibi cihazlara erişim hâlâ lüks olabiliyor.

* Korsan Sorunu: Maalesef dijital içeriklerde korsanlık büyük sorun. E-kitaplar da bu durumdan nasibini alıyor. Bir e-kitap yayınlandığında, kısa sürede internette korsan kopyalarının dolaşmaya başlama olasılığı oldukça yüksek. Bu da emeğin karşılığını almanı zorlaştırır.

* Pazarlama ve Tanıtım Zorluğu: E-kitabını geniş kitlelere ulaştırmak için ciddi bir pazarlama bütçesi ve stratejisi gerekiyor. Düşük okuma oranları ve e-kitaba olan genel mesafeli duruş göz önüne alındığında, sıfırdan bir e-kitap markası veya yazar olarak öne çıkmak oldukça zorlu bir süreç. Sosyal medyada var olmak, reklam vermek, e-posta listeleri oluşturmak… Bunların hepsi zaman ve kaynak gerektiriyor.

Peki Ne Yapmalı? Umut Yok mu?

Şimdiye kadar biraz karamsar bir tablo çizmiş olabilirim, farkındayım. Ama bu, e-kitap dünyasının tamamen kapalı olduğu anlamına gelmiyor. Eğer gerçekten bir e-kitap hazırlama ve satma hayalin varsa, gözünü körü körüne kapatma. Ancak bu işe girerken beklentilerini çok gerçekçi tutmalısın.

* Niş Alanlara Odaklan: Yani genel kitleye hitap etmek yerine, belirli bir alana odaklan. Örneğin, özel bir hobiye, mesleğe veya ilgi alanına yönelik e-kitaplar daha fazla ilgi çekebilir.

* Değer Katmaya Odaklan: Okuyucuna gerçekten değer katacak, sorunlarına çözüm sunacak veya merak uyandırıcı içerikler üretmelisin. Sadece “bir kitap daha olsun” diye değil, “bu kitap gerçekten faydalı olacak” diye yola çıkmalısın.

* Farklı Formatları Dene: Belki de salt metin tabanlı e-kitap yerine, interaktif e-kitaplar, sesli kitaplar veya video destekli e-kitaplar gibi farklı formatları deneyebilirsin. Özellikle genç nesil bu tür multimedya içeriklerine daha açık.

E-Kitap Denemesi, Gerçekçi Beklentilerle Yapılmalıdır

Özetle, Türkiye’de mevcut kitap okuma alışkanlıkları ve e-kitap pazarıyla ilgili veriler göz önüne alındığında, e-kitap hazırlayıp satmak şu an için çok kârlı veya mantıklı bir iş değil. Büyük bir kazanç beklemek yerine, bu işi daha çok hobi, bir deneme veya kişisel markanı güçlendirme aracı olarak görebilirsin.

Elbette teknoloji ilerliyor ve okuma alışkanlıkları zamanla değişebilir. Belki de gelecekte e-kitaplar Türkiye’de çok yaygın hale gelebilir. Ancak şimdilik, bu alana yatırım yaparken çok dikkatli olmalı ve beklentilerini gerçekçi tutmalısın.

Peki sen ne düşünüyorsun? Türkiye’de e-kitapların geleceği sence nasıl şekillenecek? Yorumlarda benimle paylaşmayı unutma!

İSTANBUL’UN HER KÖŞESİNE, TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINA KST. YİĞİT TURİZM KALİTESİYLE!

Yolcu taşıma sektöründe güvenilir bir isim haline gelen KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm , servis ve tur gezileriyle hayatınıza konfor ve keyif katmaya devam etmektedir. Müşteri memnuniyetini her zaman öncelik olarak benimseyen KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm, deneyimli kadrosu, modern araç filosu ve güler yüzlü hizmet anlayışı ile yolculuklarınızı unutulmaz bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. İster günlük servis ihtiyaçlarınız olsun, ister hayalini kurduğunuz bir tur gezisi olsun, KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm size en iyi çözümleri sunmaktadır.

KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm’in Temel Değerleri ve Misyonu

KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm‘in temel değerleri; güvenlik, konfor, dakiklik ve müşteri memnuniyetidir. Her bir yolculukta bu değerleri titizlikle uygulayarak, siz değerli yolcuların beklentilerini en üst düzeyde karşılamayı hedeflemektedir. KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm‘in misyonu, yolcu taşıma sektöründe öncü bir marka olmak, sürekli gelişerek ve yenilikleri takip ederek sizlere her zaman daha iyi hizmet sunmaktır.

Neden KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm’i Tercih Etmelisiniz?

  • Güvenilir ve Deneyimli Kadro: KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm ailesi alanında uzman, güler yüzlü ve deneyimli kadroya sahiptir. Şoförlerinden operasyon ekibine kadar herkes, yolculuğunuzun sorunsuz ve keyifli geçmesi için titizlikle çalışmaktadır.
  • Modern ve Konforlu Araç Filosu: Yolculukların konforu KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm için çok önemlidir. Bu nedenle, son model ve bakımlı araçlardan oluşan filoları ile hizmet vermektedir. Araçlarında rahat koltuklar, klima, ferah iç mekanlar ve güvenlik donanımları bulunmaktadır.
  • Geniş Hizmet Yelpazesi: KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm, farklı ihtiyaçlara yönelik geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır.

* Personel ve Servis Taşımacılığı: İş yerlerine ve okullara güvenli ve zamanında ulaşım sağlamaktadır. Personellerin ve öğrencilerin konforlu bir şekilde seyahat etmesi, iş verimliliğini ve eğitim kalitesini artırır.

* Tur Gezileri: Yurt içi ve yurt dışı tur organizasyonlarında hayalinizdeki tatilleri gerçeğe dönüştürmektedir. Kültür turları, doğa gezileri, şehir keşifleri ve daha birçok farklı temada tur seçenekleriyle unutulmaz anlar biriktirmenizi sağlamaktadır.

* Transfer Hizmetleri: Havaalanı, otogar, otel ve diğer özel lokasyonlara hızlı ve konforlu transfer hizmetleri sunmaktadır. Özellikle iş seyahatleri ve özel günlerinizde zamanında ve rahat bir ulaşım imkanı sağlamaktadır.

* Özel Organizasyon Taşımacılığı: Kongre, seminer, düğün, davet gibi özel etkinlikleriniz için toplu taşıma çözümleri sunmaktadır. Misafirlerinizin sorunsuz bir şekilde ulaşımını sağlayarak organizasyonun başarısına katkıda bulunmaktadır.

  • Müşteri Odaklı Yaklaşım: Müşteri memnuniyeti, KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm‘in en temel prensiplerinden biridir. Sizlerin ihtiyaçlarını anlamak, beklentilerinizi aşmak ve her zaman güler yüzlü hizmet sunmak için çalışmaktadır.
  • Rekabetçi Fiyatlar: Kaliteli hizmeti uygun fiyatlarla sunarak, bütçenizi zorlamadan konforlu ve güvenli yolculuk yapmanızı sağlamaktadır.
  • Teknolojik Altyapı: Rezervasyon ve operasyon süreçlerinde modern teknolojiyi kullanarak, sizlere hızlı ve pratik çözümler sunmaktadır. Online rezervasyon imkanları ve kolay iletişim kanallarıyla her zaman yanınızdadır.

KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm ile Unutulmaz Tur Gezileri

Hayallerinizdeki tatili KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm ile yaşayın! Türkiye’nin tarihi ve doğal güzelliklerini keşfetmek, farklı kültürleri deneyimlemek ve unutulmaz anılar biriktirmek için birbirinden özel tur seçenekleri sizi bekliyor. Kapadokya’nın büyüleyici atmosferinden Ege’nin incisi İzmir’e, Karadeniz’in yemyeşil yaylalarından Akdeniz’in masmavi koylarına kadar, Türkiye’nin her köşesini KST Yiğit Turizm ve Yiğit Anadolu Turizm aracılığı ile keşfedin. Yurt dışı turlarıyla da farklı coğrafyaların büyüsüne kapılmaya hazır olun.

Servis Taşımacılığında Güvenin Adresi

Personel ve servis taşımacılığında güvenilir bir partner arıyorsanız, KST Yiğit Turizm doğru adres. KST Yiğit Turizm zamanında ve güvenli ulaşım sağlayarak, iş hayatınızın ve eğitiminizin aksamadan devam etmesine katkıda bulunmaktadır. Modern araçları ve deneyimli şoförleriyle konforlu bir yolculuk deneyimi sunmaktadır.

İLETİŞİM:

TELEFON: 0212 618 71 03 – 0535 304 81 37

FAX : 0212 618 71 03

E-MAİL : info@kstyigitturizm.com

ADRES : Barbaros Hayrettin Paşa Mah. 1058 Sk. No: 17/A

Gaziosmanpaşa / İSTANBUL

YouGov ile Anket Cevaplayarak Para Kazanmak

Çoğumuz anket doldurarak para kazanmayı denemiştir. Boş zamanlarımı değerlendirmek için ben de birçok yabancı internet sitesinden anket cevaplayarak para kazanmayı denedim fakat hiçbirinden para kazanamadım. Çünkü yabancı anket cevaplama siteleri, Türkiye’deki vatandaşların anket doldurmasına izin vermiyor. Yabancı anket sitelerinde anket cevaplamaya başladığınızda, anketin ortalarında gelince anketten atıyor ve “Bu anket profilinize veya bölgenize uygun değil” (ve benzeri) uyarı veriyor. Hangi yabancı anket cevaplama sitesine giderseniz gidin sonuç hep aynı. Yabancı anket sitelerinde anket cevaplayarak ödül kazanmak, Türkiye’den katılımcılar için imkansız…

Bu durumda yerli anket sitelerinden ödül kazanmaya yönlenmeliyiz. 10 yıl kadar öncesinde ödeme yapan yerli ve ödüllü anket cevaplama sitesi keşfettim. Bu yazımda size YOUGOV ödüllü anket sitesini anlatacağım.

YouGov aslında Amerika kökenli websitesi ancak hizmet verdiği ülkelere ayrı platform oluşturuyor. Yani Amerika merkezli YouGov websitesini Türkiye’ye özel kullanıyoruz.

YouGov gerçekten anketlerin ortasında sistemden atmıyor, anketin tamamını doldurmamıza izin veriyor ve ödül kazandırıyor. Çünkü Türkiye’ye özel anketler karşımıza çıkarıyor.

Merak etmeyin anketler sürekli geliyor. Yani sürekli kazanç sağlayabiliyoruz. Anket geldiğinde kayıt olduğunuz e-posta adresinize mail gönderiyor. Bu sebeple YouGov’a kayıt olurken aktif kullandığınız bir e-posta ile kayıt olun. Gelen anket bildirimleri e-posta adresinizin gereksiz (spam) mail klasörüne düşebilir. Bu sebeple e-posta adresinize gelen mailleri kontrol ederken gereksiz (spam) klasörüne bakmayı ihmal etmeyin. YouGov’dan gelen anket bildirimlerini “güvenli e-posta” olarak işaretlediğimizde bildirimler artık gereksiz e-posta klasörüne düşmeyecektir. Haftada 2-3 adet anket gelebilir, bu sebeple e-posta adresinizi sık sık ziyaret edin. YouGov’u akıllı telefon üzerinden kullanmak isterseniz e-posta uygulamanızın bildirimlerini açın. Böylece e-maillerinizi zamanında görebilirsiniz. Anket doldurmak için geç kalırsanız, anket silinebilir.

YouGov Ödül Sistemi:

YouGov, anketleri tamamladığınızda anketlerin uzunluğuna göre ve anket yayınlayan şirketlerin verdiği ödüle göre puan verir. Anket doldurarak kazandığınız puanları para birimine dönüştürmenize gerek yok. Yeteri kadar puan biriktirdiğinizde ve para çekme talebinde bulunduğunuzda banka hesabınızın IBAN numarasına gönderiyor.

İsterseniz ödülünüzü YouGov’un sizin için oluşturacağı sanal kredi kartına kredi olarak da alabilirsiniz.

1500 puan 120 Türk Lirasına,

2500 puan 240 Türk Lirasına eşittir.

1500 puana erdiğinizde, 120 Lira ödülünüzü ister banka hesabınıza, isterse YouGov sanal kartınıza aktarabilirsiniz. Ödülünüzü YouGov sanal kartınıza aktarırsanız, aktardığınız bakiye kadar alışveriş sitelerinden alışveriş yapabilirsiniz.

YouGov’a Nasıl Üye Olurum?

Aşağıdaki maddeleri dikkatlice takip ederek üyelik oluşturabilirsiniz.

  • Siteye giriş için Google Chrome uygulamasını kullanınız. YouGov aslında Amerika kökenli olduğu için websitesi İngilizce olarak karşınıza çıkabilir. Sayfayı Türkçeleştirmek için Google Chrome en iyisidir. YouGov websitesi karşınıza İngilizce çıkarsa;
  • YOUGOV sitesine giderek üyelik oluşturma sayfasına gidiniz.
    • Ülkeyi “Türkiye” seçtikten sonra “İleri” butonuna tıklıyoruz.
    • “İleri” butonu ile açılan her sayfada istenilen bilgileri doğru şekilde yazın.
    • E-posta adresinizi girerken mutlaka güncel ve aktif olarak kullandığınız e-posta adresinizi girin. Çünkü hesap onay kodu ve anket bildirimleri, YouGov’a kayıt olduğunuz e-posta adresinize gönderilecektir.
    • YouGov’dan e-posta adresinize gelen hesap onay kodunu YouGov’a yazdığınızda üyeliğiniz tamamlanmış olur.

    Son olarak şunu belirtmek isterim ki, anket cevaplayarak çok fazla kazançlar elde etmeyi beklememeliyiz. Ancak küçük bir cep harçlığı veya bir faturamızın tamamını veya bir kısmını ödeyebilecek kadar kazançlar elde edebiliriz.

    Aklınıza takılan bütün sorularınız için bana, adalanfatih@gmail.com e-posta adresimden ulaşabilirsiniz. Sağlıklı ve kazançlı günler dilerim.

    KRİPTO PARALARDA BOĞA SEZONU NE ZAMAN?

    Amerika ve Avrupa ülkelerinin kripto paralar hakkındaki tutum ve açıklamaları, kripto paraların ana trendini değiştirecek en önemli bir etkendir.

    Kripto para yatırımcıları, kripto paralarda boğa sezonunun ne zaman başlayacağını merak ederken, konu hakkında çeşitli sosyal medya kanallarında gerçek bilgilere ulaşmaya çalışıyorken, bu konuya net bilgilerle temas etmek istiyorum.

    Konu hakkında bilgi sahibi olmayan, amacı sadece sosyal medya etkileşimlerinden ek gelir sağlayan sosyal medya fenomenlerinin uçuk iddialarına kulak asmamanızı tavsiye ederim. Onların tek amacı takipçi kazanmak ve takipçilere reklam göstererek para kazanmak.

    Bu yazımda size net ve herkesin anlayabileceği bilgiler vereceğim.

    Kripto paralarda gerçek boğa sezonu ne zaman başlar?

    Amerika ve Avrupa ülkelerinin kripto paralar hakkındaki tutum ve açıklamaları, kripto paraların ana trendini değiştirecek en önemli etkendir. Örneğin bugün Amerika ve Avrupa’nın, merkez bankaları aracılığı ile artık faiz oranlarının artırılmasına son verilmesini duyurması, aksine faiz oranlarının artık indirileceğine karar vermesi, kripto paraların değerlerini %75 ila %200 oranında uçuracak cinsteki haberlerdir. Rusya, Çin ve Hindistan gibi devlerin, kripto para cüzdanlarına uyguladığı ambargoları kaldırması, kripto paralarda boğa sezonunun başladığını bildiren en etkili haberden biridir.

    Sosyal medya fenomenlerinin söylediği gibi, Amerika’nın işsizlik ve tarım dışı istihdam verilerini vs. açıklaması, kripto paraların ana trendini değiştirecek etkiye sahip değildir. Bu tip veri açıklamaları, kripto paralarda sadece günlük aşağı veya yukarı yönde ve düşük oranda hareket getirir ama ana trendi değiştirmez.

    Kripto para birimlerinin ana trendinin boğaya dönüştüğünü bildiren diğer bir etki de, Kripto para değerlerinin aylık ve yıllık hareketli ortalamaların üzerindeki hareketleridir. Kripto paraların fiyatları, aylık ve yıllık fiyat ortalamasının üzerine çıkmaya çalışması ve bunu başarması artık boğa sezonunun başladığını gösterir. Teknik analiz konusudur ve teknik analiz uzmanlarının gözlemleriyle ortaya çıkar.

    Kripto paralarda boğa sezonun başlaması ancak açıkladığım temel ve teknik bilgi ve analizlerle tespit edilir. Kripto paralarla ilgili temel konu ve haberleri kendiniz de takip edebilir ve boğa sezonunun başladığını uzman yardımına ihtiyaç duymadan anlayabilirsiniz. Teknik analiz konusunda herhangi bir uzmana danışabilirsiniz.

    Umarım sizler için faydalı bir yazı olmuştur. Allâh’ın izni ile bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Allâh’a emanet olun.