Sosyal Medyada İlahiyle Reklam Yapmak: Bu Ne Rezalet Böyle?

İlahi söyleyen fenomen parayı verene reklam yapıyor: Dönerden berbere her esnafta aynı ilahi! Bu din tüccarlığına dur deme zamanı geldi.

celal karatüre - Kabede hacılar hu der allah

Merhaba arkadaşlar. Bugün yine içimdekileri dökmek istedim çünkü susmak artık imkansız hale geldi. Sosyal medya her gün yeni bir saçmalıkla karşımıza çıkıyor. Reelsler, hikayeler, videolar derken her şey bir pazarlama aracına dönüşmüş durumda. Ama bazıları var ki insanın midesini bulandırıyor. İşte tam da bugün bahsedeceğim şey bu: İlahi söyleyen bir kişinin parayı veren her esnafa gidip aynı ilahiyi okuyarak reklam yapması. Özellikle o meşhur “Kâbe’de hacılar hû der Allah, yer gök inim inim inler Allah” ilahisini dönercide et kesilirken, berberde saç traşı yapılırken, pastanede tatlı satılırken, kuyumcuda altın gösterilirken… Her yerde aynı melod, aynı manevi hava. Evet yanlış duymadınız. Döner dilimleniyor, saç kesiliyor, tatlı paketleniyor ama bizzat o adam tarafından ilahi okunuyor ve amaç ne? Müşteri çekmek, satış artırmak. Ben bunu görünce gerçekten kanım dondu. Bu nasıl alçaklık seviyesi? Dini duyguları sömürerek para kazanmak mı istiyorsunuz? Bu yaklaşım en aşağılık olanlardan biri. Konuyu biraz açalım çünkü bu mesele içimde kaldı ve paylaşmazsam rahat edemem.

Öncelikle olayı netleştireyim. Sosyal medyada gezinirken karşıma çıkan videolarda bu adamı görüyorum. Hacdan veya umreden dönen hacıları kapıda karşılayan o kişi. Hani şu viral olan ilahiyi söyleyen adam. Evet tam o. Ama şimdi iş değişmiş. Artık sadece bir dönerci için değil, parayı veren her esnafa aynı ilahiyi söylüyor. Bir gün döner tezgahında et doğrarken, başka bir gün berber koltuğunda saç kesilirken, bir başkasında pastane tezgahında tatlı sunulurken, bir kuyumcuda altın tartılırken… Hep aynı ilahi aynı duygusal hava. Parası olan esnaf onu çağırıyor, video çekiliyor, sosyal medyada paylaşılıyor ve dükkanına müşteri akını oluyor. Bu ne kadar düşük bir pazarlama taktiği değil mi? Dini sembolleri, manevi duyguları alıp doğrudan ticari kazanca dönüştürmek çok büyük bir saygısızlık. Artık tek bir dükkana bağlı değil bu adam. Parayı veren her esnafın kapısına gidiyor ilahiyi okuyor ve karşılığında para alıyor. Tam bir din tüccarlığı haline gelmiş.

Şimdi bazıları çıkıp “Ne var bunda? İnsan ilahi söyler, reklam olur.” diyebilir. Hayır, olmaz! Olmamalı da. Dini duygularımızı maneviyatımızı ticari bir meta haline getirmek en büyük ihanetlerden biri. Reklam yapmak istiyorsan ürününün kalitesini öne çıkar. İşletmenin temizliğini, hijyen standartlarını göster. Çalıştırdığın personelin haklarını eksiksiz vererek adil davranarak fark çıkar. Ama hayır. Kolay yola kaçıyorlar. İlahiyle, dua ile insanların duygularını gıdıklayarak müşteri topluyorlar. Bu, din duyguları istismar etmekten başka bir şey değil. İnançlarımızı sömürmek, her şeyi para için mübah görmek toplumumuzun en büyük yaralarından biri. Sert konuşuyorum çünkü başka türlü anlatılamaz. Bu adam ilahiyi pazarlama aracına çevirerek hem dine hem de topluma ihanet ediyor. Üstelik artık sistematik hale gelmiş. Parayı veren her esnafa aynı numarayı çekiyor ve bu sömürü zinciri büyüyor.

Bu olay tek başına kalmıyor zaten. Türkiye’de dini sömürü örnekleri o kadar çok ki, insan şaşırıyor. Mesela sosyal medyada ilahi söyleyerek fenomen olan bu kişi, şimdi dükkan dükkan geziyor ve çeşitli işletmelerde farklı ilahiler söyleyerek reklam yapıyor. Bir dönercide et keserken, bir berberde saç keserken, bir pastanede tatlı satarken, bir kuyumcuda altın gösterirken… Hepsi aynı numara. İlahi okuyorlar, viral oluyorlar sonra esnafla anlaşma yapıyorlar. Hatta bazı işletme sahipleri ekstra vaatlerde bulunuyor: “Video 10 milyon izlensin sana bir telefon, mont alacağım” diye. Bu tam bir din tüccarlığı. İlahi, manevi bir ifade olmaktan çıkıp para basma makinesine dönüşüyor. Başka örnekler de var. Bazı gıda ürünleri helal diye pazarlanırken, âyetler ve hadisler bolca kullanılıyor ama asıl amaç satış artırmak. Veya tesbih satan dükkanlarda dua okunarak müşteri çekiliyor sanki manevi bir bereket getirecekmiş gibi. Ramazan reklamlarında bile kültürel dini semboller o kadar yoğun kullanılıyor ki ürün maneviyatla özdeşleştiriliyor. Coca-Cola gibi markalar bile Ramazan döneminde iftar sofraları, ezan sesleri, manevi atmosfer oluşturarak satış yapıyor. Bunlar da dinin duygusal gücünü ticari kazanca çevirmekten başka bir şey değil. Hepsi aynı mantık: İnsanların inancını gıdıklayarak cüzdanını açtırmak. Ve bizim konumuzdaki adam da bu zincirin en bariz halkalarından biri olmuş. Parayı veren her esnafa ilahiler okuyor, dükkan dükkan geziyor.

Gelelim o destek yorumlarına. Onlar ayrı bir felaket. Bir tanesi şöyle yazmış: “Bayanları, genç kızları teşhir edip reklam yapılırken çıt yok, ilahi okuyunca yok para için, yok reklam için… Ne güzel ilahiler söyleniyor, rahatsız olan dinlemez.”

Arkadaş bu ne mantık? Bir yanlışı başka bir yanlışla savunmak mı istiyorsun? Evet, kadınları teşhir ederek reklam yapanlar da yanlış ve onlar da eleştirilmeli. Ama bu, ilahi ile reklam yapmayı haklı çıkarmaz. İki yanlış bir doğru etmez.

“Rahatsız olan dinlemez” diyorsun, peki dinimizi ticarileştirmelerine sessiz mi kalalım? Sizin ki savunma değil, kaçış. Bu yorumu yapanlar asıl sorunu görmezden geliyor. İlahi duyguları korumak yerine “Başkaları daha kötüsünü yapıyor.” diye geçiştiriyor. Bu tam ikiyüzlülük. Sert konuşuyorum: Bu tür yorumlar din sömürüsünü normalleştiriyor ve siz de bu çarkın parçası oluyorsunuz.

Başka bir yorum daha var, o da şöyle: “Ya bu kardeş fetva vermiyor, bir şey vaat etmiyor, “dinde şuu var bu var” demiyor, sadece ilahi söylüyor. Kime ne dokunuyor da o kadar olumsuz kelam çıkıyor ağzınızdan? Bu neyin kara kalpliliği? Tipinden tutun da sırtındaki paltoya kadar ileri gidebiliyorsunuz. Reklam mı yapmış, yapsın. Biri de böyle reklam yapsın. Bıktık göğüslü bacaklı reklamlardan. Rahatsız olan dinlemez, olur biter.”

Bu yorumu okuyunca sinirlerim tepeme çıktı.
“Sadece ilahi söylüyor.” diyorsun ama bağlamı tamamen unutuyorsun. Bu ilahi döner tezgahında et kesilirken, berberde saç şekillenirken, pastanede tatlı satılırken söyleniyor ve amaç reklam. Ama artık sadece bir işletme ile sınırlı değil. Parayı veren her esnafa aynı şeyi yapıyor. Bu saf bir ilahi okuma değil, ticari bir gösteri.
“Kime dokunuyor?” diyorsun, dokunuyor işte. Dindar insanların kalbine dokunuyor çünkü dinimizi ucuzlatıyor.
“Kara kalplilik” diyorsun bize ama asıl kara kalp, dini para için kullananlarda ve ona yorumlarıyla destek olanlarda. Reklam için ilahi okuyan adam, dinimizi pazarlıyor ve sen “bir de böyle reklam yapsın” diyorsun. Hayır yapmasın! Reklamı ürünle yapsın. “Bıktık göğüslü bacaklı reklamlardan” diyorsun, haklısın bıktık ama çözüm dinimizi sömürmek mi? Bir yanlışa karşı, diğer yanlışı alkışlamak mı?
Çözüm etik pazarlama. Bu yorumlarınız din sömürünü alkışlıyor ve siz de o adamın ekmeğine yağ sürüyorsunuz. Bu zihniyet toplumun çürümesine doğrudan katkı sağlıyor.

Neden bu kadar kızgınım biliyor musunuz? Çünkü dinimiz İslam yeterince sömürüldü. Tarihte de, günümüzde de, siyasette de, ticarette her alanda kullanıldı. Bu olay küçük bir örnek gibi görünüyor ama aslında çok şeyi temsil ediyor. Adam ilahiyi alıp her esnafın malına araç yapıyor. O ilahinin anlamı ne? Kâbe’den hacılardan bahsediyor manevi bir yerden, manevi bir andan söz ediyor. Ama şimdi döner tezgahında, berber koltuğunda, pastane tezgahında, kuyumcu vitrininde… Bu saygısızlık. İlahi söyleyyen adam, hacıları karşılayarak belki bir zamanlar samimiydi ama şimdi ticari bir figür haline geldi. Parayı verenn her esnafa ilahiler okuyor. Bu geçiş, niyetin bozuk olduğunu açıkça gösteriyor. Destek yoruumları da bunu görmezden geliyor ve “rahatsız olan dinlemez” diye geçiştiriyor. Peki dinimizi korunmasına yardım etmek kimin görevi? Hepimizin. Sessiz kalmak onaylamak anlamına geliyor.

Alternatif reklam taktiklerine bakalım. Reklam nasıl yapılmalı? Çok basit. Ürün kalitesiyle yapılmalı. Dönerin lezzeti, taze malzemeler, hijyen standartları öne çıkarılmalı. Mesela video çekip “Etimiz günlük geliyor, temizliğimiz şöyle yapılıyor, çalışanlarımız memnun çünkü haklarını tam veriyoruz” diye göster. Bu gerçek reklamdır. Ama yok. Kolay yola kaçıyorlar. İlahiyle duyguları sömürüyorlar. Bu aldatmacadan başka bir şey değil. Yorumm yapanlar “başka reklamlardan bıktık” diyor, evet bıktık ama çözüm bu mu? Hayır. Çözüm etik olmak, ahlaklı olmak ve dinimizi duyguları zedelememek.

Şimdi o yurumculara doğrudan sesleniyorum: Siz bize “kara kalpli” diyorsunuz ama asıl kara kalpli, dini para için kullananlarda. “Reklam yapsın” diyorsunuz ama nasıl? Dinle mi? Hayır olmaz! Bu dinimizi ucuzlatır, toplumu kandırır. Çocuklar buunları izliyor ve “Din ile para kazanılır” diye düşünüyorlar. Bu çok yanlış bir örnek. Bu yorumlar cahillik veya kasıtlı bir körlük. Dinimizin korunmasına yardım edin ve sömürülmesine izin vermeyin.

Toplum olarak buna “dur” demeliyiz. Sosyal medyada beğenmeyelim, paylaşmayalım, eleştirelim. Ama doğru ve sert şekilde eleştirelim. Bu sömürü durmazsa yayılır, daha çok esnaf aynı yolu seçer ve dinimiz oyunccak haline gelir.

Son sözüm şu: Dinimizin korunmasına destek olalım. Reklamları etik bir şekilde yapalım. Bu ilahi söyleyen adama parayı veren her işletmeye söylüyorum: Utanın! Dinimizi rahat bırakın. Para başka yerden de kazanılır.

Yorumun için teşekkür ederim. Görüşlerin benim için çok değerli.