BORSADA KISA VADELİ DÜŞÜNMEK NEDEN RİSKLİ?

Borsa deyince akla genellikle hızlı kazançlar geliyor, değil mi? Birçok kişi “Bugün al, yarın sat” diye plan yapıyor ama borsa aslında böyle ani kararlarla değil, sabır ve strateji ile kazanılan bir ortam. Sana bugün neden borsayı uzun vadeli düşünmen gerektiğini, kısa vadeli bakış açısının risklerini ve doğru yatırımın nasıl olacağını anlatacağım. Bu sayede hem kafandaki soru işaretleri azalacak hem de borsaya farklı bir gözle bakmaya başlayacaksın.

Öncelikle şunu söylemek lazım: Borsa iniş çıkışlarıyla meşhur. Hani bazen bir gün hisse fiyatı yükseliyor, ertesi gün düşüyor ya, işte bu dalgalanmalar kısa vadede oldukça sık oluyor. Eğer sadece birkaç gün veya hafta içinde kâr etmeyi hedeflersen, bu dalgalanmalardan mutlaka olumsuz etkilenirsin. Bu da stres, yanlış kararlar ve sonunda kayıpla sonuçlanabilir. Kısa vadeli düşünmek, genelde hızlı para kazanma hevesinden kaynaklansa da, piyasaların aslında ne kadar öngörülemez olduğunu gözardı etmek anlamına gelir.

Uzun vadede ise borsa çok daha farklı bir şekilde çalışır. Sabırlı yatırımcılar, şirketlerin gerçek değer kazanımından faydalanır. Zamanla şirketler büyür, kazançları artar ve bu da hisse fiyatlarını olumlu etkiler. Ayrıca uzun vadede piyasalardaki geçici dalgalanmalar bir nevi toz gibi olur; yani etkileri azalır ve yatırımın gerçek kazancı ortaya çıkar. Tarihi istatistiklere baktığında, borsanın yıllık ortalama kazancının genellikle enflasyonun çok üzerinde olduğunu görürsün. Bu da uzun vadede yatırımın, paranı koruman ve artırmanın en güvenli yolu olduğunu gösterir.

Tabi ki burada önemli olan doğru şirketleri seçmek ve çeşitlendirmeyi ihmal etmemek. Uzun vadeli yatırım dediğimizde sadece beklemek değil, piyasa haberlerini takip etmek, şirketlerin finans durumlarını kontrol etmek ve portföyünü dengede tutmak da işin içinde. Ama asıl sihir, sabırda saklı. Çünkü borsa sabır isteyen bir dosttur; aceleci olursan hayal kırıklığına uğratır. Borsa, kısa vadeli yatırımcının cebinden alıp, uzun vadeli yatırımcının kesesine koyan yatırım aracıdır. Bunu hiç unutmayın.

Borsada kısa vadeli kazanç peşinde koşanların sıklıkla düştüğü tuzaklardan biri, panik satışı yapmak oluyor. Fiyatlar düştüğünde “Hadi satayım, zarar etmeyeyim” diye düşünürken aslında uzun vadeli kazançlarını da riske atıyorlar. Unutma, her inişin bir çıkışı vardır ve piyasalar er ya da geç toparlanır. Kısa vadede dalgalanmalara odaklanmak yerine, uzun vadeli hedeflere konsantre olmak yatırımda daha başarılı sonuçlar verir.

Yatırım yaparken özellikle borsada uzun vadeli düşünmek gerektiğini bilmek çok önemli. “Uzun vadeli borsa yatırımı”, “borsada sabırlı yatırım” ya da “kısa vadede borsa riski” gibi kavramları anlamak, hem zararları azaltmana hem de daha doğru kararlar vermene yardımcı olur. Doğru bilgilerle hareket etmek, yatırımda başarının temel taşlarından biridir.

Son olarak şunu ekleyeyim, borsa sadece para kazanma aracı değil, finansal geleceğini sağlamlaştırma yoludur. Uzun vadeli yatırımcılar, piyasalardaki geçici hareketlerden etkilenmez, hedeflerine odaklanır. Bu da finansal özgürlük yolunda sağlam bir adım demektir. Hadi borsaya bu açıdan bak, sabret, öğren ve zamanla kazandığını görmek için heyecan yükle.

Eğer bu yazım sana borsayı daha farklı ve gerçekçi görmeni sağladıysa ne mutlu bana! Unutma, yatırımda acelecilik yok, bilgi ve sabır var. Her zaman sakin kal, araştır ve uzun vadeli düşün.

E-KİTAP HAZIRLAYIP SATMAK: TÜRKİYE’DE BATIK BİR YATIRIM MI?

Merhaba Sevgili Okurum;

Bugün seninle Türkiye’de kitap okuma alışkanlıkları üzerine konuşacağız. Belki de aklında “E-kitap hazırlayıp satmak mantıklı bir iş mi?” sorusu dönüp duruyordur. Hani şu her köşede karşımıza çıkan “kitap okuma oranımız çok düşük” muhabbetleri var ya, işte tam da o yüzden bu konuya derinlemesine dalacağız. E-kitap dünyasının cazibesi bir yanda… Acaba bu ikisi bir araya gelince ortaya ne çıkıyor?

Türkiye’de Kitap Okuma Gerçeği: Sayılar Ne Anlatıyor?

Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’de kitap okuma oranları konusunda pek de iç açıcı bir tablo yok. Her anket, her araştırma benzer sonuçları ortaya koyuyor. Kitap okumak için ayrılan zaman oldukça kısıtlı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de kitap okumaya ayrılan süre, günde sadece 1 dakika! Bu rakam gelişmiş ülkelerin çok gerisinde. Avrupa’da bu süre ortalama 30 dakikanın üzerinde seyrederken, bazı ülkelerde saatlere çıkabiliyor. Düşünsene, günde sadece bir dakika… Bu durum, kâğıt kitaplar için olduğu kadar, hatta belki de daha fazla, e-kitaplar için de düşündürücü bir tablo çiziyor.

Peki neden bu kadar düşük? Bu sorunun cevabı çok katmanlı. Ekonomik durum, eğitim kalitesi, teknoloji bağımlılığı, okuma alışkanlığının çocukluktan itibaren kazandırılamaması… Liste uzayıp gidiyor. Akıllı telefonlar, sosyal medya, dizi ve film platformları hayatımızın merkezi haline geldi. Bu kadar fazla etken varken, uzun ve derinlemesine odaklanma gerektiren kitap okuma eylemi maalesef geri planda kalıyor.

Dijitalleşme her alanını dönüştürürken, kitap dünyası da bundan nasibini aldı. E-kitaplar, pratiklikleri, taşınabilirlikleri ve genellikle daha uygun fiyatlı olmalarıyla büyük bir potansiyel barındırıyor. Tek bir cihazla yüzlerce kitaba erişmek, seyahat ederken yanına kütüphaneni taşımak… Kulağa muhteşem geliyor, değil mi? Özellikle yurt dışında e-kitap pazarı hızla büyüyor, milyonlarca okuyucu kâğıttan üretilmiş kitap yerine e-kitap tercih ediyor. Amazon Kindle gibi platformlar, e-kitap okuyucuları için adeta bir cennet.

Ancak Türkiye’de durum biraz farklı. Evet, bir miktar e-kitap okuyucusu var ve sayıları yavaş da olsa artıyor. Özellikle genç ve teknolojiye yatkın nesil arasında e-kitap kullanımı daha yaygın. Ancak genel okur kitlesi düşünüldüğünde, kâğıttan üretilmiş kitabın yerini e-kitapların aldığını söylemek için henüz çok erken. Hatta bir çok kişi için e-kitap okumak, hâlâ gerçek bir kitap okuma deneyimi değil. Kâğıdın kokusu, sayfaların hışırtısı, altını çizme hissi… Bunlar kâğıt kitap tutkunları için vazgeçilmez detaylar.

Peki E-Kitap Hazırlayıp Satmak Neden Mantıksız Olabilir?

Şimdi gelelim asıl meseleye: Türkiye’de düşük kitap okuma oranı varken e-kitap hazırlayıp satmak mantıklı bir iş midir? Bana göre değil. Açıkçası bu durumda risklerin faydalardan çok daha ağır bastığını söylemek mümkün. İşte sana birkaç neden:

* Küçük Bir Pasta, Çok Sayıda Dilim:

Türkiye’deki toplam okur sayısı zaten kısıtlı. E-kitap okuyan kesim ise bu pastanın içindeki çok daha küçük bir dilim. Bu küçük dilimde, zaten var olan yayınevleri, platformlar ve bağımsız yazarlar da yer kapmaya çalışıyor. Rekabet yüksek, potansiyel alıcı (müşteri) sayısı ise oldukça düşük.

* Alışkanlıklar Kolay Değişmez: Türk insanının büyük kısmı, kitap denince hâlâ aklına kâğıt kitap geliyor. E-kitap okuyucularının yaygınlaşması ve bu alışkanlığın yerleşmesi zaman alacak. Özellikle yaşça büyük kesim, teknoloji ile olan mesafesi nedeniyle e-kitaplara pek sıcak bakmıyor.

* Dijital Okuryazarlık ve Teknoloji Erişimi: Herkesin akıllı telefonu veya tableti olsa da, e-kitap uygulamalarını kullanma, online alışveriş yapma ve dijital içerik tüketme alışkanlığı her kesimde aynı seviyede değil. Özellikle dar gelirli kesimler için e-kitap okuyucu veya tablet gibi cihazlara erişim hâlâ lüks olabiliyor.

* Korsan Sorunu: Maalesef dijital içeriklerde korsanlık büyük sorun. E-kitaplar da bu durumdan nasibini alıyor. Bir e-kitap yayınlandığında, kısa sürede internette korsan kopyalarının dolaşmaya başlama olasılığı oldukça yüksek. Bu da emeğin karşılığını almanı zorlaştırır.

* Pazarlama ve Tanıtım Zorluğu: E-kitabını geniş kitlelere ulaştırmak için ciddi bir pazarlama bütçesi ve stratejisi gerekiyor. Düşük okuma oranları ve e-kitaba olan genel mesafeli duruş göz önüne alındığında, sıfırdan bir e-kitap markası veya yazar olarak öne çıkmak oldukça zorlu bir süreç. Sosyal medyada var olmak, reklam vermek, e-posta listeleri oluşturmak… Bunların hepsi zaman ve kaynak gerektiriyor.

Peki Ne Yapmalı? Umut Yok mu?

Şimdiye kadar biraz karamsar bir tablo çizmiş olabilirim, farkındayım. Ama bu, e-kitap dünyasının tamamen kapalı olduğu anlamına gelmiyor. Eğer gerçekten bir e-kitap hazırlama ve satma hayalin varsa, gözünü körü körüne kapatma. Ancak bu işe girerken beklentilerini çok gerçekçi tutmalısın.

* Niş Alanlara Odaklan: Yani genel kitleye hitap etmek yerine, belirli bir alana odaklan. Örneğin, özel bir hobiye, mesleğe veya ilgi alanına yönelik e-kitaplar daha fazla ilgi çekebilir.

* Değer Katmaya Odaklan: Okuyucuna gerçekten değer katacak, sorunlarına çözüm sunacak veya merak uyandırıcı içerikler üretmelisin. Sadece “bir kitap daha olsun” diye değil, “bu kitap gerçekten faydalı olacak” diye yola çıkmalısın.

* Farklı Formatları Dene: Belki de salt metin tabanlı e-kitap yerine, interaktif e-kitaplar, sesli kitaplar veya video destekli e-kitaplar gibi farklı formatları deneyebilirsin. Özellikle genç nesil bu tür multimedya içeriklerine daha açık.

E-Kitap Denemesi, Gerçekçi Beklentilerle Yapılmalıdır

Özetle, Türkiye’de mevcut kitap okuma alışkanlıkları ve e-kitap pazarıyla ilgili veriler göz önüne alındığında, e-kitap hazırlayıp satmak şu an için çok kârlı veya mantıklı bir iş değil. Büyük bir kazanç beklemek yerine, bu işi daha çok hobi, bir deneme veya kişisel markanı güçlendirme aracı olarak görebilirsin.

Elbette teknoloji ilerliyor ve okuma alışkanlıkları zamanla değişebilir. Belki de gelecekte e-kitaplar Türkiye’de çok yaygın hale gelebilir. Ancak şimdilik, bu alana yatırım yaparken çok dikkatli olmalı ve beklentilerini gerçekçi tutmalısın.

Peki sen ne düşünüyorsun? Türkiye’de e-kitapların geleceği sence nasıl şekillenecek? Yorumlarda benimle paylaşmayı unutma!

YouGov ile Anket Cevaplayarak Para Kazanmak

Çoğumuz anket doldurarak para kazanmayı denemiştir. Boş zamanlarımı değerlendirmek için ben de birçok yabancı internet sitesinden anket cevaplayarak para kazanmayı denedim fakat hiçbirinden para kazanamadım. Çünkü yabancı anket cevaplama siteleri, Türkiye’deki vatandaşların anket doldurmasına izin vermiyor. Yabancı anket sitelerinde anket cevaplamaya başladığınızda, anketin ortalarında gelince anketten atıyor ve “Bu anket profilinize veya bölgenize uygun değil” (ve benzeri) uyarı veriyor. Hangi yabancı anket cevaplama sitesine giderseniz gidin sonuç hep aynı. Yabancı anket sitelerinde anket cevaplayarak ödül kazanmak, Türkiye’den katılımcılar için imkansız…

Bu durumda yerli anket sitelerinden ödül kazanmaya yönlenmeliyiz. 10 yıl kadar öncesinde ödeme yapan yerli ve ödüllü anket cevaplama sitesi keşfettim. Bu yazımda size YOUGOV ödüllü anket sitesini anlatacağım.

YouGov aslında Amerika kökenli websitesi ancak hizmet verdiği ülkelere ayrı platform oluşturuyor. Yani Amerika merkezli YouGov websitesini Türkiye’ye özel kullanıyoruz.

YouGov gerçekten anketlerin ortasında sistemden atmıyor, anketin tamamını doldurmamıza izin veriyor ve ödül kazandırıyor. Çünkü Türkiye’ye özel anketler karşımıza çıkarıyor.

Merak etmeyin anketler sürekli geliyor. Yani sürekli kazanç sağlayabiliyoruz. Anket geldiğinde kayıt olduğunuz e-posta adresinize mail gönderiyor. Bu sebeple YouGov’a kayıt olurken aktif kullandığınız bir e-posta ile kayıt olun. Gelen anket bildirimleri e-posta adresinizin gereksiz (spam) mail klasörüne düşebilir. Bu sebeple e-posta adresinize gelen mailleri kontrol ederken gereksiz (spam) klasörüne bakmayı ihmal etmeyin. YouGov’dan gelen anket bildirimlerini “güvenli e-posta” olarak işaretlediğimizde bildirimler artık gereksiz e-posta klasörüne düşmeyecektir. Haftada 2-3 adet anket gelebilir, bu sebeple e-posta adresinizi sık sık ziyaret edin. YouGov’u akıllı telefon üzerinden kullanmak isterseniz e-posta uygulamanızın bildirimlerini açın. Böylece e-maillerinizi zamanında görebilirsiniz. Anket doldurmak için geç kalırsanız, anket silinebilir.

YouGov Ödül Sistemi:

YouGov, anketleri tamamladığınızda anketlerin uzunluğuna göre ve anket yayınlayan şirketlerin verdiği ödüle göre puan verir. Anket doldurarak kazandığınız puanları para birimine dönüştürmenize gerek yok. Yeteri kadar puan biriktirdiğinizde ve para çekme talebinde bulunduğunuzda banka hesabınızın IBAN numarasına gönderiyor.

İsterseniz ödülünüzü YouGov’un sizin için oluşturacağı sanal kredi kartına kredi olarak da alabilirsiniz.

1500 puan 120 Türk Lirasına,

2500 puan 240 Türk Lirasına eşittir.

1500 puana erdiğinizde, 120 Lira ödülünüzü ister banka hesabınıza, isterse YouGov sanal kartınıza aktarabilirsiniz. Ödülünüzü YouGov sanal kartınıza aktarırsanız, aktardığınız bakiye kadar alışveriş sitelerinden alışveriş yapabilirsiniz.

YouGov’a Nasıl Üye Olurum?

Aşağıdaki maddeleri dikkatlice takip ederek üyelik oluşturabilirsiniz.

  • Siteye giriş için Google Chrome uygulamasını kullanınız. YouGov aslında Amerika kökenli olduğu için websitesi İngilizce olarak karşınıza çıkabilir. Sayfayı Türkçeleştirmek için Google Chrome en iyisidir. YouGov websitesi karşınıza İngilizce çıkarsa;
  • YOUGOV sitesine giderek üyelik oluşturma sayfasına gidiniz.
    • Ülkeyi “Türkiye” seçtikten sonra “İleri” butonuna tıklıyoruz.
    • “İleri” butonu ile açılan her sayfada istenilen bilgileri doğru şekilde yazın.
    • E-posta adresinizi girerken mutlaka güncel ve aktif olarak kullandığınız e-posta adresinizi girin. Çünkü hesap onay kodu ve anket bildirimleri, YouGov’a kayıt olduğunuz e-posta adresinize gönderilecektir.
    • YouGov’dan e-posta adresinize gelen hesap onay kodunu YouGov’a yazdığınızda üyeliğiniz tamamlanmış olur.

    Son olarak şunu belirtmek isterim ki, anket cevaplayarak çok fazla kazançlar elde etmeyi beklememeliyiz. Ancak küçük bir cep harçlığı veya bir faturamızın tamamını veya bir kısmını ödeyebilecek kadar kazançlar elde edebiliriz.

    Aklınıza takılan bütün sorularınız için bana, adalanfatih@gmail.com e-posta adresimden ulaşabilirsiniz. Sağlıklı ve kazançlı günler dilerim.

    KRİPTO PARALARDA BOĞA SEZONU NE ZAMAN?

    Amerika ve Avrupa ülkelerinin kripto paralar hakkındaki tutum ve açıklamaları, kripto paraların ana trendini değiştirecek en önemli bir etkendir.

    Kripto para yatırımcıları, kripto paralarda boğa sezonunun ne zaman başlayacağını merak ederken, konu hakkında çeşitli sosyal medya kanallarında gerçek bilgilere ulaşmaya çalışıyorken, bu konuya net bilgilerle temas etmek istiyorum.

    Konu hakkında bilgi sahibi olmayan, amacı sadece sosyal medya etkileşimlerinden ek gelir sağlayan sosyal medya fenomenlerinin uçuk iddialarına kulak asmamanızı tavsiye ederim. Onların tek amacı takipçi kazanmak ve takipçilere reklam göstererek para kazanmak.

    Bu yazımda size net ve herkesin anlayabileceği bilgiler vereceğim.

    Kripto paralarda gerçek boğa sezonu ne zaman başlar?

    Amerika ve Avrupa ülkelerinin kripto paralar hakkındaki tutum ve açıklamaları, kripto paraların ana trendini değiştirecek en önemli etkendir. Örneğin bugün Amerika ve Avrupa’nın, merkez bankaları aracılığı ile artık faiz oranlarının artırılmasına son verilmesini duyurması, aksine faiz oranlarının artık indirileceğine karar vermesi, kripto paraların değerlerini %75 ila %200 oranında uçuracak cinsteki haberlerdir. Rusya, Çin ve Hindistan gibi devlerin, kripto para cüzdanlarına uyguladığı ambargoları kaldırması, kripto paralarda boğa sezonunun başladığını bildiren en etkili haberden biridir.

    Sosyal medya fenomenlerinin söylediği gibi, Amerika’nın işsizlik ve tarım dışı istihdam verilerini vs. açıklaması, kripto paraların ana trendini değiştirecek etkiye sahip değildir. Bu tip veri açıklamaları, kripto paralarda sadece günlük aşağı veya yukarı yönde ve düşük oranda hareket getirir ama ana trendi değiştirmez.

    Kripto para birimlerinin ana trendinin boğaya dönüştüğünü bildiren diğer bir etki de, Kripto para değerlerinin aylık ve yıllık hareketli ortalamaların üzerindeki hareketleridir. Kripto paraların fiyatları, aylık ve yıllık fiyat ortalamasının üzerine çıkmaya çalışması ve bunu başarması artık boğa sezonunun başladığını gösterir. Teknik analiz konusudur ve teknik analiz uzmanlarının gözlemleriyle ortaya çıkar.

    Kripto paralarda boğa sezonun başlaması ancak açıkladığım temel ve teknik bilgi ve analizlerle tespit edilir. Kripto paralarla ilgili temel konu ve haberleri kendiniz de takip edebilir ve boğa sezonunun başladığını uzman yardımına ihtiyaç duymadan anlayabilirsiniz. Teknik analiz konusunda herhangi bir uzmana danışabilirsiniz.

    Umarım sizler için faydalı bir yazı olmuştur. Allâh’ın izni ile bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Allâh’a emanet olun.